Skip to content Skip to sidebar Skip to footer
yeni dünyada başarılı olmak

“Ne kadar çok çalıştığımı bilseydiniz yaptıklarım size o kadar da mucizevi gelmezdi!” diyor
Michelangelo

Motivasyon konuşmalarında benzer birçok söz ya da hikâye duyarsınız. Çünkü, daha önce de bahsettiğimiz gibi başarı bir sonuçtur. Başarısızlıklar silsilesi, zorlanma hikayeleri, defalarca düşüp defalarca yeniden kalkma hikayeleri ise süreci anlatan anekdotlar olur.  Her ne kadar başarı hikâyelerinde, sonuç tüm ışıltısıyla göz alıcı olsa da asıl mesele o hikâyeye imza atan alışkanlıklar ve sürdürülebilir performanstır.

İyi de yeni dünya düzeni diyoruz. Yeni dünyanın yeni insanları diyoruz. “Başarılı olmak” tanımı da bu düzen içinde değişmiş olmalı öyle değil mi?

Evet haklısın bir değişim var ama temel hala aynı. Neler değişti?

Başarı, artık sadece kişisel kazanımlarla sınırlı kalmıyor. Toplumun gelişimine ve gelecek nesillere katkıda bulunma fikrini de içermesi bekleniyor. Çünkü, yeni dünyanın insanı artık bir performans öznesi. Geleceğe umutla bakabilme gücüne kavuşabilmesi için daha yaratıcı, daha problem çözme odaklı, daha esnek ve sürekli öğrenmeye açık olmalı. Peki herşeye rağmen temelde değişmeyen ne var? Başarının istikrarlı bir sürecin sonucu olması. Bu noktada, sabır, süreklilik, hatalardan öğrenerek tutkuyla devam etmek hala en geçerli kaynağımız.

Burada süreç neydi? Performansımız! Bu durumda, bir başarı hikayesinin sürecine sürdürülebilen yüksek performans imzasını atar. Bu sürecin içeriğinde, bir tutam strateji, bir tutam devamlılık ve bolca emek vardır. Tabi ki bu içeriğin bir de maliyeti var. Bunun için “performansın itici güçleri” başlığına bir göz atmanızı öneririm.  

Bu sayfada buluştuğumuza göre şu an hayatında başarılı olmanın yollarını arayanlardan olabilirsin. Hadi gel başarının sırlarında neler var bahsedelim biraz.

Öncelikle hiç unutmayacağımız bir not ile başlayalım:

Başarının amacı, bizi konfor alanında tutmak değil aksine konfor alanından itina ile çıkartmaktır!

Burada konfor alanı dediğim yer keyif yaptığım, yan gelip yattığım yer değil elbette. Burası, benim en iyi bildiğim, tüm öğretilerimin beni getirdiği en güvenli hissettiğim yer. Dolayısıyla, buradan çıkmak öyle hadi çıkalım diyerek olmuyor. Bu yolculuk için sırt çantamda; kararlılık, cesaret, aksiyon gücü ve tabi ki tüm bunları yapabilmek için de istek olması en önemli ön koşul. Peki o zaman bunları çantasına alıp bu yola çıkmış ve üstelik zirveye de ulaşmış olan insanların yani “başarılı insan” kategorisinde değerlendirilen kişilerin genel alışkanlıklarından biraz ilham alabilir miyiz bir bakalım.

Başarılı İnsanların 7 Alışkanılığı için Stephen Covey’in maddelerini yorumlayalım:

  1. Zaman Yönetimi ve Planlama:

“Plan yapmadıysanız başarısızlık için plan yaptınız demektir.” — Benjamin Franklin

Günü planlamak ama mükemmellik beklememek önemlidir. Planlama yapılmadığında bir başarısızlık planı hazırlanmış olur.  En kötü plan plansızlıktan iyidir sözünü hatırlıyoruz her zaman. Zaten araştırmalar diyor ki; dünya genelinde günlük planların yalnızca %40’ı tamamlanabiliyor. Planlama başarısı  %100 olması demek bu listenin  %40 ından da vazgeçmediğine emin olmak demek. Bu da acil ve önemli ayrımı sağlıklı yapılmış bir zaman yönetimine birebir bağlı ilerlemeye ihtiyaç duyacaktır.

  1. Keyif Almayı Bilmek:

    “Önem vermeyi tercih etmediğimiz sürece, zamanın kendi içinde bir anlamı yoktur.”Leo Buscaglia

Zamanın varlığına, akışkanlığına önem vermek önemlidir. Bu akıntıda su yutmamak için aralarda sırt üstü yatmayı ya da kafamızı şöyle bir çıkartıp soluklanmayı unutmamak kıymetli. Çalışma sürecinde verimli olmayı öğrenen insanlar, kendilerine ödül alanları yaratır.

Hayattan keyif aldığınız aktiviteleri ödül olarak planlayabilirsiniz. Çünkü, beynimizin en temel çalışma prensibi ödül-ceza sistemi üzerine kuruludur. Bu yüzden, bizi yoran her işlem ceza sepetinde harmanlanırken karşılığında ödül sepeti boş kalırsa “erteleme” hatta “vazgeçme” hemen kapıdan içeri girecektir. O yüzden, baltasını bilemek için durup dinlenerek, ağaçları kesen ormancının daha çok ağaç kestiğini hep hatırlamaya, aralarda baltamızı bilemek için neye ihtiyacımız olduğunu bilemeye önem veriyoruz. Dans etmek, spor yapmak, şarkı söylemek, yazı yazmak, bir kahve alıp boş boş etrafa bakmak, manzara izlemek, yürüyüşe çıkmak, uzun uzun duş almakvs.. bu liste insan sayısı kadar uzar gider.

  1. Sürekli Öğrenme:

“Hayatın en güzel ve en zor meydan okuması, öğrenmektir.” Albert Einstein

Başarılı insanlar, bilgiye açtır. “Vaktim yok” bahanesinden ziyade öğrenmeye vakit yaratmayı bilirler. Öğrenme, hem keyif verici hem de zorlu bir süreçtir. Beynimiz harcadığı enerjiyi minimize etmek ister. O yüzden, çok enerji harcayan yeni işlere direnir. Öğrenme böyle bir süreç olduğu için sık sık türlü bahanelerde bulabiliriz kendimizi. Her zaman hatırlayacağımız detay ise; sürekli öğrenmenin, esnek düşünme, sorunlara yaratıcı çözümler geliştirme ve değişen dünya ile hızlı uyumlanabilme becerilerinin kaynağı olduğu. Bu nedenle, sürekli öğrenme yaşamın önemli parçasıdır.

  1. Güne Erken Başlamak:

“Erken kalkan yol alır”  – Atasözü

Atalarımız söylediyse vardır bir hikmeti der geçerim bu adımı demek isterdim ama itirazı olanlar için kısaca eklemek istediklerim var elbette. Erken kalkmak sıkı bir alışkanlık ssüreci isteyebilir bir çoğumuz için. Günümüz koşullarında hayatımız güneş ışığından ziyade yapay ışıklara bağlı aktığı için sirkadyen ritmimizin çok sağlıklı işlediğini pek de söyleyemiyoruz. O yüzden, burada bedenimizin biraz yardıma ihtiyacı var. Öncelikle, gece 22.00-03.00 arası beynimin şarj olmaya, depoları dolmaya, dağınıklığı toparlamaya ihtiyacı var. Bu alanı yarattığımda zaten uyanma saatim kendiliğinden gün doğumuna geliyor. Dinlenmiş, enerji depolarını doldurmuş ve gereksiz dağınıklığı toparlamış olan zihnim artık yeni bilgileri almaya hazır oluyor. Ek olarak, günün bu sessiz saatlerinde dikkat dağıtıcı unsurlar da olmadığı için hem odaklanma hem de yeni bilgileri daha hızlı alabilme gibi bir güce sahip oluyorum. Bu noktadan itibaren, yüksek konsantrasyon, verimli zaman yönetimi, dopamin kaynağı ve elbette ki parasempatik sinir sisteminin uyanışı gibi bir çok kazanç bize eşlik ediyor.

  • İrade Gücü:

“Başarılı insanlarla çok başarılı insanlar arasındaki fark, çok başarılı insanların kendilerini bölebilecek neredeyse her şeye hayır demesidir.” — Warren Buffet

Gerekli ile gereksizi ayırmak, irade gücünün temelini oluşturur. En zorlayıcı becerilerden biridir. Temelleri 2-4 yaş döneminde atılır. 2 yaş krizi olarak anılan o enfes yıllar aslında irade gücü gibi çok önemli bir cephaneyi kazanma yılarıdır. Bu konuyu ayrı bir yazıda detaylandıracağım. Burada vurgulamak istediğim, yolumuzda hızımızı kesen ya da yürümemize engel olan irili ufaklı tüm engelleri itebilme becerimize biraz dikkat kesilmek.

  1. Ertelemeden Harekete Geçmek:

Pareto İlkesi’ne (80/20 Kuralı) göre; doğru %20 çabaya odaklanmak, %80 sonuç yaratır. Üretim dilinden söylersek, %20 girdi ile %80 çıktı alabilme kapasitesi. Öyleyse, ilk adımı atmayı ertelediğim her işim için şunu hatırlatıyorum kendimi: ilk 2 adımı at kalan 8 adımlık yol sana doğru akacak.

  1. Egzersiz Yapmak:

“Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur! Atatürk

Atamız en güzel özeti yapmış, üzerine çok da eklenecek söz yok aaslında.  Tüm memeliler gibi biz de hareket canlılarıyız. Hareket ettikçe yenileniyor ve düşünme becerilerimizde ilerliyoruz. Fiziksel aktivite ile salınımı hızlanan Dopamin, seratonin, endorfin gib nörotransmitterler sayesinde odaklanma, dayanıklılık, mutluluk başta olmak üzere bir çok  noktada eyleme geçmemizi destekleyici bir güç elde ediyoruz.

O zaman kalkın oturmayın hadi!…

Neyse kalkmayın, siz şimdilik okumaya devam edin. Anlatacaklarım bitmedi henüz. Uzun oldu biliyorum ama konu hepimiz için biraz fazla didikleyici değil mi? Kimi için itirazdan kimi için gereklilikten…

Bu alışkanlıkları cebe aldık tamam. Bir de tüm insanlık tarihi boyunca bir başarıya imza atmış insanların bu alışkanlıkları nerelerde nasıl hayata geçirdiklerine bakıyoruz ve bazı sürdürülen davranış modellerine rastlıyoruz. Mesela Gladwell bunu “10 bin saat kuralı” olarak başlıklandırmış. Diyor ki; başarılı olmak için bir iş üzerinde geçirilen zaman 10 bin saat olmalı. İkna değilseniz, 1963 yılında psikolog Anders Ericsson ın araştırmasını da inceleyebilirsiniz. Haklı olduğu temel konu; süreci sürdürmeye gönüllü olmak zihinsel olarak o işi bitirmek demektir zaten. Bununla birlikte, beynimizin nöroplastisite özelliği bize tekrarlanan işlerde öğrenmenin kalıcı olarak gerçekleştiğini söyler.

Şöyle düşünün; iki klübemiz var, aralarında ise bir yol yok. Her yer çimenlik. Sürekli aynı yerlere bastığımızda orada bir patika oluşacak. Tamamen toprak çıkana kadar oradan geçersek yani Gladwell’in deyimiyle 10 bin saat yürürsek zaten yol oluşacak. Üstüne de asfalt attık mı yani bu öğrendiğimiz konuyu deneyim havuzumuza aldık mı zaten o yolu artık yok etmek epey emek ister.

Özetle; süreci sürdürmeye gönüllü olmak ve sürekli denemek başarının en kilit karakteristik özelliğidir. Haldun Taner der ki; her gün uyanır, balkona oturur ve 20 dk yazarım. Bir ömür her gün 20 dk yazmak! Bu hem tutku hem süreklilik hem niyet hem aksiyon taşımıyor mu?

Bizi de en çok bu sürdürülebilirlik zorlar işte! 

Başarı; sürekli deneme, hatalardan öğrenme ve süreci sürdürebilme iradesini gerektirir. Başarı bir sonuç ise, bu sonuca yürüdüğünüz yoldaki tutkunuz, cesaretiniz, düştükçe yeniden kalkabilme ve devam edebilme gücünüz, sürekli öğrenme, sürekli deneme istekliliğiniz en önemli silahlarınız. Bu silahları kullanabilmek için sonuçta varacağınız o başarının sizin değerlerinize hizmet ettiğinizden emin olun lütfen. Çünkü, kendi içinizde anlam bulamayan hiç bir çaba bu silahları kullanabilme gücüne erişemez, yolu yürüyebilme isteği veremez.

İki kıymetli soru bırakıyorum başarı arayışınıza:

Başarı; sizin için ne anlam ifade ediyor? Toplumun dayattığı kriterlere mi uyuyorsunuz yoksa kendi değerlerinizle mi tanımlıyorsunuz?

Efsane basketbolcu M.Jordan ile noktalıyorum öyleyse;

Belki benim hatam, kolay olduğunu sanmanıza sebep olmam.

Belki başarısızlıklarımın bana güç verdiğini görmemeniz benim hatam.

Belki başarımın, hayatımın her günü çalışmamın değil,

Tanrı vergisi yeteneğin sonucu olduğunu sandınız.

Ya ben yetenekli doğarak oyunu bozdum,

Ya da siz çalışmamak için bahane üretiyorsunuz.